Kayıtlar

hikaye etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Gün

Kalktın. Gözlerin yarı açık, ezbere bildiğin tuvalete giderek musluğu açtın. Ellerini bir kepçe gibi suyun altına tutup musluktan akmaya başlamış olan suyu yüzüne çarptın. Bir daha. Bir daha. Evet, iyi gelmeye başladı. Dün gece gördüğün tüm renkli rüyaları, karanlık kabusları, bilmeden yaşadığın tüm sevinç, korku, aşk ve nefretleri yüzüne vurduğun suyla akıttığın çapaklarını akıtırken akıttığını düşünüyorsun. Gözlerin hala açılmamak için direniyor ancak kendini biraz da olsun ferahlamış, ayılmış hissediyorsun. Biraz daha su. Biraz daha... Bu kadar suyun yeterli olduğuna karar veriyorsun. Bir elinle musluğu kapatırken diğer elinle, gözlerini açmadan, yüzünden ve ellerinden sular süzülürken lavabonun yanında asılı olan havluya uzanıyorsun. Tüm hareketlerin düşüncenden ve bilincinden önde. Elin havada kalıp havluyu bulamayıncaya kadar her şey otomatik. Havada savurduğun elin havluya değmediği her an bilincin hareketlerini yakalamaya başlıyor. Elini suda boğulan birisi gibi canhıraş savurm...

Dükkan

Gaipten gelen fikirlere yazılan hikayeler - 3 Zamanın askıya asılmış ve artık giyilmeyen babadan kalma eski bir palto gibi askıda durduğu öğleden sonralardan biriydi. Sonbaharın bulutların arasında saklambaç oynayan güneşin son bir gayretle, artık ısıtmaktan çok esen rüzgara refakat dışında gücü kalmamış ışıklarını camdan dükkana ulaştırıyordu. Sokağın serinliği ile eşlikçisi güneşin rehaveti arasında koltuğumda pineklerken kapıyı açıp içeriye girdi " Selamün Aleyküm. " diyerek. Simsiyah kaytan bıyıklarının gizleyeme çalıştığı yüzündeki çizgilere rağmen hemen 60'lı yaşlarda olduğu anlaşılıyordu. Tedirgindi. Her ne kadar gizlemeye çalışsa da, her halinden şehrin yabancısı olduğu anlaşılabilirdi. Kaykıldığım koltuğumda toparlanıp cevap verdim " Aleyküm selam. " Karşımdaki koltuğa buyur ettim. Oturdu. Ardından dünyanın en saçma sorusunu yönelttim ona: " Ne istemiştiniz? " Bir emlakçıdan insan ne isteyebilir ki? Bu dükkanın dünyaya kazık çakmayı başara...

Aynadaki Akisin Ölümü

Gaipten gelen fikirlere yazılan hikayeler - 2 Odaya girdiğini ayağındaki yüksek topuklu terliklerin sesinden anladım. Ses, odanın kapısından yatağıma doğru yaklaştıkça ilerleyen karartı baş ucuma kadar gelince açtım gözlerimi. Gözlerimiz hiç büyümez biliyor musunuz? O yüzden küçülmezler de. Yattığım bu yatakta gittikçe küçülen ve artık hiç bir işe yaramayan bu vücutta hep eski günlerden kalan buruşuk bir fotoğraf gibi gözlerim. Kocaman ve geçmiş zamanlarımdan vücudumda kalan son iz. " Uyandırdım mı seni? " dedi en sevecen sesimle.  Arkasında kalan pencereden sızan gün ışığında üzerine giydiği yazlık ince kumaştan, askılı, beyaz üzerine iri kırmızı puantiyeli elbisemi ve beline taktığı kırmızı kemerimi görebiliyordum. Işık, eteğin kumaşı içinden geçerken uzun, düzgün ama zayıflıktan artık bir deri bir kemik kalmış bacaklarımın arasından süzülüyordu. Elimde tuttuğu serum torbasında kırılan ışık yüzünü görmemi engelliyordu. Bir kez gözlerimi açıp kapatarak yalan söyledim on...

;)

Gaipten gelen fikirlere yazılan hikayeler - 1 Her şeyin sebebi bu tikim benim. Heyecanlandıkça olur hep. Sağ kaşım şöyle bir kalkar önce sonra düşer sağ gözümün üstüne göz kapağım bir anlığına. En son son sevgilim bir korsan bandı aldı bana. "Şunu tak allahını seversen." dedi. Çok utanmışımdır ama böyle utandım mı hatırlamıyorum. Taktım yine de bandı. Kocaman. Kaşımı bile kapatan siyah bir bant sağ gözümün üzerinde gezdim bir süre. Mesafeleri ayarlayıncaya kadar biraz morardı oram buram ama öğrendim korsan olmayı sonunda. Hani, terk edip gitmeseydi beni köpeğimle kasanın çevresinde kovalamaca oynayacak kadar uzmanlaşmıştım tek gözle mesafeleri ölçme konusunda. Hem de tek bir morluk olmadan. " Sokağa çıktığımızda herkes sana garip garip bakıyor. Dayanamıyorum. " dedi ayrılırken. Ama o bandı takmadan da bakarlardı bana garip garip. Hem hiç kimsenin bilmediği bir şeyi de ben buldum bu tikim sayesinde. Kimseye söylemedim bunu ama. Tam kapıdan çıkacakken söyleyecektim ...

Kahve

Nefes almaya başladığı o andan itibaren görebildiği 13870. güne de uyanmıştı. Tam olarak 13870 gün 2 saat 47 dakika 15 saniye, 16, 17... Saniyeleri saymalı insan uyandığında. En azından ilk 3 saniyesini. Ama gözlerin kapalı olmalı. Uykunun yastığa gömüldüğünden emin olmalı. Yastıktan kulaklarına doğru yükselen uykunun sıcaklığını hissetmeli saniyeleri sayarken. Kendi kokunla karışık bilmediğin, sadece rüyalarında karşına çıkan senin terinin karıştığı buharı hissetmeli. Güneşin sinsice tahtalarla kapatılmış pencereden süzülen, gözlerini kör etmek için pencereden süzülüp yüzünü yalayan, odayı aydınlatırken içindeki karanlığa süzülemeyen ışığından kaçarak kalkması gerek yataktan. Gözleri kör olabilir çünkü. Gecenin karanlığında doğan ve hatırlayamadığı tüm rüyalardan aklında kalan o parlak renkleri güneşin silmesine izin vermemeli. O 3 saniyede söyleyemediğin kadar büyük ışık yılı uzaktaki yıldızların ışıklarını azat etmeden güneşin o iğrenç selamını almamak gerek. Hayatının bu 13870. g...