Kayıtlar

istanbul etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Deli İhtiyarın İstanbul Güncesi... Bir Neil Young Gecesi

Resim
Bir adam düşünün. Yaşı 70'lerine az kalmış. Bugün Rock diye adlandırılan müziğin her noktasını bir şekilde etkilemiş. 50 yılda neredeyse her yıl albüm yapmayı sürdürmüş. Fikirlerini en sivri şekilde söylemiş. İlk günden itibaren sadece bir müzik insanı değil politik bir figür olmuş. Her şarkısında bir hikayeyi ve da bir umudu dillendirmiş. Sürekli üretmiş, inatçı, yeniliklere açık ama eskinin güzelini yeniye değişmeyen, aktivist kendi şahsına münhasır bir adam. Yaşına rağmen o kadar hayatın içinde ve o kadar doğru bildiğinin izinde gitme derdinde ki bu yaşında Kickstarter'da yatırım sermayesi yaratıp daha iyi ve kaliteli müzik dinlenecek bir platform, bir teknoloji oluşturabilmiş birisi. İşte bu adam Neil Young. Benim gibi bir çok Rock müzik dinleyicisi için 1968 ve sonrası çokça bilinir de 68 öncesi oldukça flu bir dönemdir. Örneğin herkes Mr.Tamburine Man'i bir Bob Dylan parçası olarak bilir. Ama şarkı 1963'de Byrds'in ilk albümündedir ve bu albüme ismini vermiş...

YavuzFest - Yavuz Çetin'in Ruhuna Şarkılar...

Resim
Üniversitenin ikinci yılının başlarıydı. İstanbul'a küçük bir hafta sonu kaçamağı yapmıştım. İstanbul'da evinde kalacağım arkadaşım neredeyse 1 yıldır, "Amerika'dan gelmiş bir gitarist var burada barlarda çıkıyor. Acayip bir adam." deyip duruyordu. Bütün gün Beyoğlu sokaklarını arşınlayıp dolaştıktan sonra akşam beni bir bara götürdü (sanırım Kemancı'ydı ama hala ismi aklımda değil). 18 yaşına girmeden barlara girmiş ve oturup kalkmış olanlar bilir ki 18 yaşını geçince barda kendini biraz eski hisseder, "ağır abi" takılırsın. Hele biraz müzikle uğraşmış, bir kaç yerde çalmışsan kapıdan girince küçük dağları sen yaratmışsın gibi gider biraz arkada takılırsın ki sonradan mekan hakkında, çalanlar hakkında filan atıp tutabilesin. Biz de öyle yaptık tabii. Zaman geçti ve grup sahneye çıktı. Elinde bir Fender Stratocaster ile zayıf, uzun saçlı, hafif Amerikan yerlisi tipli birisini gösterdiler bana. "Bak işte Amerika'dan gelen adam bu diye." ...

Wishbone Ash İstanbul'daydı...

Resim
ya da İstanbul Ladese Tutuştuğunda... Wishbone Ash konserini Nisan ayında radyodan duyduğumda kararsız kalmıştım. Wishbone Ash , eski dönem rock ve hard rock dinleyen ve dönemi biraz kazıyıp hakkında bilgi sahibi olabileceğiniz bir grup. 1969'dan beri tam 23 albüm yapmış, Andy Powell dışında grubun her elemanı defalarca değişmiş, müziği bu değişiklik dönemleri içinde progressive rock ile hard rock arasında gidip gelmiş, aslında biraz da arada kalmış bir gruptur. Diğer bir yandan, Wishbone Ash rock müziğine çok özel bir hediye getirmiş özel bir gruptur aynı zamanda. Aynı anda, atılan çapraz solorlar ile oldukça epik ve farklı albümlere imza atmıştır. Wishbone Ash'i sanırım bundan hemen hemen 25 yıl önce İzmir-Karşıyaka'da sürekli kaset doldurttuğum ( O zamanlar plaktan kaset çeken abiler vardı. Denizfeneri gibi adamlardı. ) Çoşkun Abi'den ( bilenler bilir Tempo Müzik ) kaydettirdiğim bir Marillion kasetinin boş kısmına çektiği ( yine o zamanlar albüm 46 dk.dan uzu...