PANTOLON Çocukluğumuzda ilk pantolonlarımızdan anlaşılırdı büyüdüğümüz. O yeni alınan, itinayla akşam paçaları içine katlanarak düzeltilen pantolonlar daha yarı yıl bitmeden kısalırdı bileklerimize kadar. İşte o zaman, annelerimizin o katlanan paçaları açarken yeniden gün ışığı gören kısmını ölçerek anlardık kaç santim büyüdüğümüzü. O zaman sanki daha bir belleğimize yer ederdi öğretmenin anlattıkları, anılarımıza kazınıverirdi dün oynadığımız maçın sonucu. Ama o paçalar tekrar kısalıp uzatılıncaya kadar bilmezdik büyüdüğümüzü yine, öğrendiklerimizi sanki öğrenmezdik o zamana kadar. Hayat işte o paçaların kısalıp uzadığı zamanlarda el sallardı bize, iki zaman arasında ise her şey aynıydı sanki. Hiç okuma-yazma öğrenmiyorduk, hiç toplama yapmıyorduk, hiç fasulye saymıyorduk, hiç top oynamıyor ya da ağaca tırmanmıyorduk belkide. Bir anda hepsi olmuş oluyordu sanki. Bir gecede bir kaç santim uzayan pantolonumuz sihirli bir değnek olup yaptığımız her şeyi hayata no...
Kayıtlar
#safakbay
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Hiç bilmediğiniz bir yerde, hiç bilmediğiniz birisi ölüyor bu satırı okurken. Bu yazıyı sonuna kadar okuduktan sonra siz her satırda birisinin daha öldüğünü bilmeden ve hiç seslerini duymadan ne yapıyorsanız ona döneceksiniz. Bugün, bir çok iş yaptınız. Müşterilerinize dert anlattınız, arkadaşlarınızla dedikodu yaptınız, raporlar hazırladınız, internete daldınız, öğlen yemeğe çıktınız. "Havalar ne garip oldu bu sene." dediniz bir arkadaşınıza Patronunuzla tatil günü kavgası verdiniz. Yoruldunuz. Ancak, bugün başka bir şeyler daha oluyor. Birisi "Ben ölmek istemiyorum. Bir umut var ve o umuda varmak istiyorum" diyor. Bir öğretmen. Daha doğrusu öğretmen olarak 4 yıl eğitilmiş, mezun olmuş, KPSS'ye girmiş, kazanmış ve atanmayı bekleyen biri. Zor bir hastalıkla, kanserle 5 yıldır savaşan biri. İlk raundu kazanmış, sonra ikinci raund, üçüncü raund. Yine galip gelmiş. Fakat, kanser geri dönmüş ve savaş kaldığı yeren devam ediyor hala. Bir umut var. Burada değil. K...
Bu İlk...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Blog sayfamı açalı sanırım 3-4 ay oldu ama ne yapacağımı bilmeden o bana ben ona bakıp durdum bu sürede. Bir meramın olması yetmiyor blog yazmak için bence, zaman ve ilgi de lazım. Benim meramım çok ama zaman ve ilgi için "Tamam. Ben artık bu deveyi güdeceğim." demek lazım. Sanırım bugün o gün. Kafamda bir çok şey var yazmak istediğim. Burayı izleyen olur mu olmaz mı kısmı pek ilgi alanım değil şimdilik. Daha çok kendimi bir disipline sokmak ve kafamdan geçen, bazen sinirlendiğim, bazen keyif alığım ve paylaşmak istediğim şeyleri buraya aktarmak. Geçmişte kitaplara kıyamadığımdan ve çoğu zaman okuduğum kitapları başkaları ile değiş tokuş ederek edindiğimden olsa gerek (ki o kitaplar a okunduktan sonra başka değiş tokuşlara malzeme olurlardı) hep bir not defterim vardı kitap olurken yanımda. Beğendiğim pasajları, paragrafları, şiirleri, vs.'yi o deftere renkli renkli yazardım. Sonra dönüp bakar mıydın o defterlere derseniz "Çok nadir." derim ama yıllar sonra e...