Kayıtlar

Pink Floyd'dan Mistik Bir Elveda... The Endless River

Resim
Pink Floyd'un albüm çıkartması demek her zaman dünya müzik piyasasında olay olarak kabul edilir. Özellikle, 1980'lerin ortasında grubun Gilmour önderliğinde tekrar bir araya gelmesi ile Pink Floyd'un albüm çıkartması çok özel ve ince bir halkla ilişkiler çalışması ile de desteklenerek hep sektörel bir vaka haline geldi. Grubun 1994'den beri hiç yeni albüm kaydı yapmaması, Wright'ın 2008'deki ölümü, grup elemanlarının 94 sonrasında yoğunlaştıkları solo projeler nedeniyle yeni bir Pink Floyd albümü artık kimsenin aklına bile gelmiyordu. Gilmour'un eşinin yeni bir solo Gilmour albümü için söz yazdığını açıklaması ve Gilmour'un stüdyoya kapanması da yeni bir Pink Floyd albümüne dair bir ipucu içermiyordu. Ta ki, David Gilmour'un çıkıp yeni bir Pink Floyd albümü için hazırlandıklarını açıklayıncaya kadar. Gilmour, The Division Bell'i kayıtları sırasında elde kalan ve kullanılmamış olan Wright kayıtlarını kullanacaklarını ve albümün Richard Wrigh...

Aynadaki Akisin Ölümü

Gaipten gelen fikirlere yazılan hikayeler - 2 Odaya girdiğini ayağındaki yüksek topuklu terliklerin sesinden anladım. Ses, odanın kapısından yatağıma doğru yaklaştıkça ilerleyen karartı baş ucuma kadar gelince açtım gözlerimi. Gözlerimiz hiç büyümez biliyor musunuz? O yüzden küçülmezler de. Yattığım bu yatakta gittikçe küçülen ve artık hiç bir işe yaramayan bu vücutta hep eski günlerden kalan buruşuk bir fotoğraf gibi gözlerim. Kocaman ve geçmiş zamanlarımdan vücudumda kalan son iz. " Uyandırdım mı seni? " dedi en sevecen sesimle.  Arkasında kalan pencereden sızan gün ışığında üzerine giydiği yazlık ince kumaştan, askılı, beyaz üzerine iri kırmızı puantiyeli elbisemi ve beline taktığı kırmızı kemerimi görebiliyordum. Işık, eteğin kumaşı içinden geçerken uzun, düzgün ama zayıflıktan artık bir deri bir kemik kalmış bacaklarımın arasından süzülüyordu. Elimde tuttuğu serum torbasında kırılan ışık yüzünü görmemi engelliyordu. Bir kez gözlerimi açıp kapatarak yalan söyledim on...

;)

Gaipten gelen fikirlere yazılan hikayeler - 1 Her şeyin sebebi bu tikim benim. Heyecanlandıkça olur hep. Sağ kaşım şöyle bir kalkar önce sonra düşer sağ gözümün üstüne göz kapağım bir anlığına. En son son sevgilim bir korsan bandı aldı bana. "Şunu tak allahını seversen." dedi. Çok utanmışımdır ama böyle utandım mı hatırlamıyorum. Taktım yine de bandı. Kocaman. Kaşımı bile kapatan siyah bir bant sağ gözümün üzerinde gezdim bir süre. Mesafeleri ayarlayıncaya kadar biraz morardı oram buram ama öğrendim korsan olmayı sonunda. Hani, terk edip gitmeseydi beni köpeğimle kasanın çevresinde kovalamaca oynayacak kadar uzmanlaşmıştım tek gözle mesafeleri ölçme konusunda. Hem de tek bir morluk olmadan. " Sokağa çıktığımızda herkes sana garip garip bakıyor. Dayanamıyorum. " dedi ayrılırken. Ama o bandı takmadan da bakarlardı bana garip garip. Hem hiç kimsenin bilmediği bir şeyi de ben buldum bu tikim sayesinde. Kimseye söylemedim bunu ama. Tam kapıdan çıkacakken söyleyecektim ...

Rock Off'un Son Gününde Sert Çocukların Çığlıkları

Resim
Bu yaz benim için keyifli ve güzel geçiyor. Uzun zamandır bir çok nedenden takip edemediğim konserleri bu yıl çok daha sıkı takip edebilmek de keyfimi arttırıyor açıkçası. Bu yılın takviminde açıklanan ve gitmeyi planlayıp gidemediğim 3 konser oldu şu ana kadar. Dylan konserinin biletleri ne zaman çıktı, ne zaman satıldı ve bitti anlayamadım bile (hele o kısıtlı görüş komedisi ayrı bir mevzu), Tori Amos geldiğinde İstanbul'da değildim, Dream Theater'ı da iş güç yüzünden kaçırdım. Bunlara bir de Hugh Lorie'yi ekleyebilirim. O konser de tam tatile çıkış öncesine geldiğinden ve o günlerde bir oraya bir buraya gitmekten yorgun düştüğümden listemden düştü. Sanırım, sahnede Dr.House haline dönüşüp üzerimizde uçuk medikal çözümler denemesinden de mi korktum ne? Sonuçta bu yıl görülmesi gerekenler listemde olan Megadeth'e hele Metallica'yı gördükten sonra gitmemek olmazdı. Megadeth kontenjanından müziğinden ziyade vokalistini beğendiğim ve canlı performansını merak ettiğim ...

Deli İhtiyarın İstanbul Güncesi... Bir Neil Young Gecesi

Resim
Bir adam düşünün. Yaşı 70'lerine az kalmış. Bugün Rock diye adlandırılan müziğin her noktasını bir şekilde etkilemiş. 50 yılda neredeyse her yıl albüm yapmayı sürdürmüş. Fikirlerini en sivri şekilde söylemiş. İlk günden itibaren sadece bir müzik insanı değil politik bir figür olmuş. Her şarkısında bir hikayeyi ve da bir umudu dillendirmiş. Sürekli üretmiş, inatçı, yeniliklere açık ama eskinin güzelini yeniye değişmeyen, aktivist kendi şahsına münhasır bir adam. Yaşına rağmen o kadar hayatın içinde ve o kadar doğru bildiğinin izinde gitme derdinde ki bu yaşında Kickstarter'da yatırım sermayesi yaratıp daha iyi ve kaliteli müzik dinlenecek bir platform, bir teknoloji oluşturabilmiş birisi. İşte bu adam Neil Young. Benim gibi bir çok Rock müzik dinleyicisi için 1968 ve sonrası çokça bilinir de 68 öncesi oldukça flu bir dönemdir. Örneğin herkes Mr.Tamburine Man'i bir Bob Dylan parçası olarak bilir. Ama şarkı 1963'de Byrds'in ilk albümündedir ve bu albüme ismini vermiş...