Kayıtlar

Reis ve Rakı

Denizin karaya benzemediğini öğrendiğimde pek büyük sayılmazdım. Daha yatılılığımın ilk yılında öğrenmiştim bunu. Karadeniz'in azgın suları öğretmişti bana. Evci çıktığım evin akrabasıydı Hamdi Reis. Bir hafta sonu gelip "Balık mevsimi bitmeden bir balığa çıkalım Hüsnü." demişti Hüsnü Amca'ya. Hüsnü Amca, benim evci çıktığım evin sahibiydi. Her Karadenizli gibi karada yaşasa da aklı hep denizde bir adamdı. Ne zaman denize çıkası gelse de bir türlü karayı terk edemese kendine çay bardağında rakı koyar evin en diplerindeki klarnetini çıkartır üflerdi. O sayede Si bemol klarnette karadeniz ağıtlarının daha bir içli olduğunu öğrenmiştim daha 12 yaşımda. İşte o hafta sonu verilen kararla ilk kez çıktım denize. Hüsnü Amca'nın sıcaktan terlerken neden zorla çantama kışlık kazağı tıktığını ancak kara görünmez olunca anlayacaktım. Bir de yedek pantolonu tabii. "Deniz kara görünmeyince başlar." demişti Hamdi Reis, o gün tekneye binip açılmaya başladığımızda. Tip...

Dükkan

Gaipten gelen fikirlere yazılan hikayeler - 3 Zamanın askıya asılmış ve artık giyilmeyen babadan kalma eski bir palto gibi askıda durduğu öğleden sonralardan biriydi. Sonbaharın bulutların arasında saklambaç oynayan güneşin son bir gayretle, artık ısıtmaktan çok esen rüzgara refakat dışında gücü kalmamış ışıklarını camdan dükkana ulaştırıyordu. Sokağın serinliği ile eşlikçisi güneşin rehaveti arasında koltuğumda pineklerken kapıyı açıp içeriye girdi " Selamün Aleyküm. " diyerek. Simsiyah kaytan bıyıklarının gizleyeme çalıştığı yüzündeki çizgilere rağmen hemen 60'lı yaşlarda olduğu anlaşılıyordu. Tedirgindi. Her ne kadar gizlemeye çalışsa da, her halinden şehrin yabancısı olduğu anlaşılabilirdi. Kaykıldığım koltuğumda toparlanıp cevap verdim " Aleyküm selam. " Karşımdaki koltuğa buyur ettim. Oturdu. Ardından dünyanın en saçma sorusunu yönelttim ona: " Ne istemiştiniz? " Bir emlakçıdan insan ne isteyebilir ki? Bu dükkanın dünyaya kazık çakmayı başara...

Pink Floyd'dan Mistik Bir Elveda... The Endless River

Resim
Pink Floyd'un albüm çıkartması demek her zaman dünya müzik piyasasında olay olarak kabul edilir. Özellikle, 1980'lerin ortasında grubun Gilmour önderliğinde tekrar bir araya gelmesi ile Pink Floyd'un albüm çıkartması çok özel ve ince bir halkla ilişkiler çalışması ile de desteklenerek hep sektörel bir vaka haline geldi. Grubun 1994'den beri hiç yeni albüm kaydı yapmaması, Wright'ın 2008'deki ölümü, grup elemanlarının 94 sonrasında yoğunlaştıkları solo projeler nedeniyle yeni bir Pink Floyd albümü artık kimsenin aklına bile gelmiyordu. Gilmour'un eşinin yeni bir solo Gilmour albümü için söz yazdığını açıklaması ve Gilmour'un stüdyoya kapanması da yeni bir Pink Floyd albümüne dair bir ipucu içermiyordu. Ta ki, David Gilmour'un çıkıp yeni bir Pink Floyd albümü için hazırlandıklarını açıklayıncaya kadar. Gilmour, The Division Bell'i kayıtları sırasında elde kalan ve kullanılmamış olan Wright kayıtlarını kullanacaklarını ve albümün Richard Wrigh...

Aynadaki Akisin Ölümü

Gaipten gelen fikirlere yazılan hikayeler - 2 Odaya girdiğini ayağındaki yüksek topuklu terliklerin sesinden anladım. Ses, odanın kapısından yatağıma doğru yaklaştıkça ilerleyen karartı baş ucuma kadar gelince açtım gözlerimi. Gözlerimiz hiç büyümez biliyor musunuz? O yüzden küçülmezler de. Yattığım bu yatakta gittikçe küçülen ve artık hiç bir işe yaramayan bu vücutta hep eski günlerden kalan buruşuk bir fotoğraf gibi gözlerim. Kocaman ve geçmiş zamanlarımdan vücudumda kalan son iz. " Uyandırdım mı seni? " dedi en sevecen sesimle.  Arkasında kalan pencereden sızan gün ışığında üzerine giydiği yazlık ince kumaştan, askılı, beyaz üzerine iri kırmızı puantiyeli elbisemi ve beline taktığı kırmızı kemerimi görebiliyordum. Işık, eteğin kumaşı içinden geçerken uzun, düzgün ama zayıflıktan artık bir deri bir kemik kalmış bacaklarımın arasından süzülüyordu. Elimde tuttuğu serum torbasında kırılan ışık yüzünü görmemi engelliyordu. Bir kez gözlerimi açıp kapatarak yalan söyledim on...

;)

Gaipten gelen fikirlere yazılan hikayeler - 1 Her şeyin sebebi bu tikim benim. Heyecanlandıkça olur hep. Sağ kaşım şöyle bir kalkar önce sonra düşer sağ gözümün üstüne göz kapağım bir anlığına. En son son sevgilim bir korsan bandı aldı bana. "Şunu tak allahını seversen." dedi. Çok utanmışımdır ama böyle utandım mı hatırlamıyorum. Taktım yine de bandı. Kocaman. Kaşımı bile kapatan siyah bir bant sağ gözümün üzerinde gezdim bir süre. Mesafeleri ayarlayıncaya kadar biraz morardı oram buram ama öğrendim korsan olmayı sonunda. Hani, terk edip gitmeseydi beni köpeğimle kasanın çevresinde kovalamaca oynayacak kadar uzmanlaşmıştım tek gözle mesafeleri ölçme konusunda. Hem de tek bir morluk olmadan. " Sokağa çıktığımızda herkes sana garip garip bakıyor. Dayanamıyorum. " dedi ayrılırken. Ama o bandı takmadan da bakarlardı bana garip garip. Hem hiç kimsenin bilmediği bir şeyi de ben buldum bu tikim sayesinde. Kimseye söylemedim bunu ama. Tam kapıdan çıkacakken söyleyecektim ...

Rock Off'un Son Gününde Sert Çocukların Çığlıkları

Resim
Bu yaz benim için keyifli ve güzel geçiyor. Uzun zamandır bir çok nedenden takip edemediğim konserleri bu yıl çok daha sıkı takip edebilmek de keyfimi arttırıyor açıkçası. Bu yılın takviminde açıklanan ve gitmeyi planlayıp gidemediğim 3 konser oldu şu ana kadar. Dylan konserinin biletleri ne zaman çıktı, ne zaman satıldı ve bitti anlayamadım bile (hele o kısıtlı görüş komedisi ayrı bir mevzu), Tori Amos geldiğinde İstanbul'da değildim, Dream Theater'ı da iş güç yüzünden kaçırdım. Bunlara bir de Hugh Lorie'yi ekleyebilirim. O konser de tam tatile çıkış öncesine geldiğinden ve o günlerde bir oraya bir buraya gitmekten yorgun düştüğümden listemden düştü. Sanırım, sahnede Dr.House haline dönüşüp üzerimizde uçuk medikal çözümler denemesinden de mi korktum ne? Sonuçta bu yıl görülmesi gerekenler listemde olan Megadeth'e hele Metallica'yı gördükten sonra gitmemek olmazdı. Megadeth kontenjanından müziğinden ziyade vokalistini beğendiğim ve canlı performansını merak ettiğim ...