Kayıtlar

Öyle Bir Geçer Zaman Ki...

Resim
Bu yazı 21.08.2023 tarihinde reportare.com 'da yayınlanmıştır. Erkin Koray'ı canlı canlı ilk dinlediğim günü unutmam çok zor. Ankara'da bir spor salonunda (sanırım Cebeci'deki Siyasal Bilgiler salonuydu) binden fazla gencecik insan toplanmıştık. Karşımızda diz boyunda bir platformun üzerinden bir büyük 77 tuşlu klavye ve bir gitar vardı sadece. Yıllardır sesi soluğu çıkmamış Erkin Baba birazdan o daracık ve uyduruk platformun üzerine çıkacak ve müziğini yapacaktı. Ne ışıklar söndü, ne de bir taktim oldu. Erkin Koray, boyun askılı ve kalın camlı gözlükleri ile o platforma bir adımda zıplayıp gitarını eline aldı ve " Merhaba gençler " diyerek çalmaya başladı. Karşımızda aynı anda hem klavye hem gitar çalan, diğer yandan da şarkı söyleyen biri vardı. O güne kadar gördüğümüz her şeyden farklı, bambaşka bir şeydi bu. Müzikle az çok uğraşmış olanlar bilir ki bir enstrümanı çalarken şarkı söylemek başlı başına zor bir iştir. Bunu aynı anda birbirinden tamamen alakası...

Benzemez Kimse Size: Jeff Beck ve David Crosby'den Sinead O'Connor'a Müzikal Direnişin Dönüşümü

Resim
Bu yazı ilk olarak 11 Ağustos 2023 tarihinde reportare.com 'da yayınlanmıştır. Bu gözden geçirilmiş ve genişletilmiş halidir. 2023 müzik için iç acıtıcı ölümlerle başladı. Ocak ayında ardı ardına önce Jeff Beck , hemen ardından David Crosby 'nin ölüm haberleri düştü önüme. Deprem felaketinin ardından bir süre yas sessizliğine ihtiyaç olduğunu düşündüm. Bu yüzden, her ikisi için de yazmayı planladığım yazıyı sonraya ertelemiştim. Tam o yazıyı tekrar ele alacakken de bu kez Sinead O'Connor'un ölüm haberi geldi. Nothing Compares 2 U 'yu, biraz da Beck ve Crosby 'i de katarak, "Benzemez Kimse Size" olarak çevirmek ne kadar doğru bilmiyorum. Ancak her üçünün de benzersizliği ve ortaklaştığı noktaları bir arada bundan güzel anlatacak bir cümle de bulamadım. Her üç müzik insanı da dönemleri içinde farklı isimlerdi. Ancak, içinde yaşadığımız sistemin karşısında olmak, yanlış gördükleri şeylere karşı seslerini yükseltmek konusunda geri adım atmadılar. Jeff Bec...

Gözyaşlarımızı Bitti Mi Sandın?

Resim
Zamanın bizden bağımsız bir akışı, bizi umursamayan bir sürekliliği var. Tekrar yeni çıkan albümler ve müziklere yönelmiş, tam da bugüne dair bir yazı için albüm dinlemelerine devam ederken neredeyse üst üste gelen iki ölüm haberi bana bunu düşündürdü ister istemez. Önce Abdülkardir Elçioğlu'nun (eskilerin bildiği o meşhur lakabıyla Aptülica) blog'unda 70'ler Anadolu Rock'unun belki de en önemli davulcularından biri olan Hüseyin Sultanoğlu'nun ölüm haberini gördüm. Ardından da Özkan Uğur'un ölüm haberi geldi.  Özkan Uğur'un ölümü onu sadece MFÖ ile tanıyan milyonlarca orta yaşlı için 80'lerin, kendisiyle oyuncu olarak tanıyan daha genç kuşağın ise 90'lar ve 2000'lerin başının bitişinin haberi gibiydi. Ancak, bu iki ölüm benim için sadece 80'lerin ve sonrasının ölümü değil 70'lerdeki Anadolu Rock rüzgarının da son temsilcilerinden ikisinin daha bu dünyayı terk ederek bizi yalnız bırakması demekti. Bugünün yeni çıkan o albümlerini dinlerken...

70'lerin Ölümü - Kaybolan Kanto, Susan Keman

Resim
Bu ülkenin belki de en zor zamanlarıydı 70'ler. Yüzyılın ilk çeyreğinin sonlarında fakirlik, kan ve savaşla kurulmuş bu genç sayılabilecek cumhuriyetin yine fakirlik ve kanla imtihana çekildiği, belki de o cumhuriyetin son gerçek zamanlarıydı. Her ne kadar radyo artık her eve girmiş, musiki ve türküler akşam 7 ajansı ile birlikte sadece ev ahalilerinin değil çay bahçelerinin, kahvehanelerin, berberlerin, bakkalların ve dahi bilumum mekanın yaşamında bir parça idiyse de artık bir rakibi de vardı. Televizyon yavaş yavaş evlere girmeye, binaların çatılarında antenler gözükmeye başlamıştı. Tabii ki o zamanın televizyonu bırakın dijitalleşmeyi, çok kanalı daha renkli bile değildi. Tıpkı bir okulun açılışı gibi İstiklal Marşı ile açılıp İstiklal Marşı ile biter ve en sonunda " Televizyonlarınızı kapatmayı unutmayın " diye bize son öğüdünü de verip yayınını sonlandırırdı.  İşte bu siyah-beyaz, didaktik ekranın bir ciddi bir de eğlenceli kadını ara ara kendilerini gösterirdi. Cid...

Kraliçe'nin Ölümü

Resim
Bu yazı 6 Haziran 2023 tarihinde reportare.com 'da yayınlanmıştır. Sanırım ortaokulun ilk yılıydı. Pop müzik evreninden sıkılıp rock müziğin evrenine yolculuğa çıktığım, yüzümde daha ergenlik sivilcelerinin bile çıkıp çıkmamaya karar veremediği, sesimin gittikçe kargalaşıp hormonların kıpırdanışını yeni yeni hissettiğim zamanlardı TV'de ilk kez karşılaştığımızda. İnce askılı, derin göğüs dekolteli, bacaklarını tamamen ortaya çıkartan püsküllü ve derin yırtmaçlı eteğiyle seksi ve parlak kıyafeti, aynı parlaklıktaki ince topuklu ayakkabıları, aslan yelesi gibi kabartılmış sarı/siyah saçları ve kıpkırmızı rujuna rağmen orta yaşlarına geldiği belli olan ama tüm enerjisi ve gücüyle dans eden, şarkı söyleyen siyahi bu kadın Tina Turner'ın ta kendisiydi. Sıkılarak uzaklaşmakta olduğum pop ile yavaş yavaş ısındığım rock müzik arasında o zamanlar adını bile duymamış olduğum gospel ve blues'u da barındıran vokaliyle şarkısını söylüyordu. Şarkıdan ziyade o donuk TV ekranından bile...

Göğe Tutulan Ayna - Yes'in Son Albümü Mirror to the Sky'a Bir Bakış

Resim
Bu yazı 24.05.2023 tarihinde reportare.com 'da yayınlanmıştır. 1968'den itibaren rock müzik içerisinde yeni bir akımın öncüsü olsanız, defalarca dağılıp farklı kadrolarla müzik üretmeye ve icra etmeye devam etseniz, grubunuzda bugüne kadar 20 farklı müzisyen müzik yaptıysa ve 55 yılı stüdyolar, turneler ve sahnelerde geçirseniz bugün ne yapardınız? Sizi bilmem ama progresif rock akımının kurucu gruplarından biri olan Yes müzik yapmaya devam ediyor hala.  Geçen bu 55 yıl içinde 20 farklı müzisyen yer aldı Yes 'in kadrosunda. Öyle ki, Yes kadrosundaki  müzisyenlerden aynı güçte 2 hatta 3 grup çıkarmak mümkün. Yine de Yes 'in belki de en çok bilinen kadrosunda gitarda Steve Howe , bas gitarda Chris Squire , vokalde Jon Anderson , klavyede Rick Wakeman ve davulda Alan White 'lı kadrodur. Bu kadrodan Rick Wakeman 2004'de sağlığı yoğun tur programını kaldıramadığı için ayrılmış, Jon Anderson ise yine aynı dönemde ağır astım atakları nedeniyle gruptan ayrılmak zor...

Çok Yıllar Geçti, Çok Mevsimler... ya da Metallica'nın 72 Mevsimi

Resim
Rock tarihindeki her dönemde o dönemi temsil eden 3 ya da 4 grup vardır. Örneğin, 60'ların sonundaki İngiltere'deki rock müzik patlaması sırasında bir çok müzisyen ve grup ortaya çıksa da  The Beatles ,  Rolling Stones ,  The Who  ve  The Yardbirds  bu dönemin baş rol oyuncuları olarak kabul edilir. Benzer bir şekilde heavy metal'in başlangıcında da  Deep Purple ,  Led Zeppelin ,  Black Sabbath  ve  Uriah Heep  vardır. 80'lerin başında ise bu sefer ABD'den doğacak thrash metal akımı için de benzer bir durum mevzubahistir. Thrash metal denince birçok gruptan önce  Metallica ,  Megadeth ,  Slayer  ve  Anthrax  isimleri akla gelir. İşte bu dörtlünün en bilineni olan  Metallica  2016'dan sonra, 7 yıllık bir araya son vererek yeni albümü  72 Seasons 'u yayınladı. Thrash Metal'in doğuşu, tam da benim rock ve metal müziğe merak saldığım ortaokul yıllarıma denk geldiğinden,  Metallica...