Kayıtlar

Zamanın Savurduğu İnsana Bir Uyarı - John Mellencamp'dan Orpheus Descending

Resim
Bu yazı reportare.com 'da 06.10.2023 tarihinde yayınlanmıştır. John Mellencamp  ile ilk tanışmam 80'lerin sonuna kadar gider. O zamanlar Türkiye'de çok sık karşılaşamadığımız bir şeydi rock müzik klipleri. Heavy Metal'in ve Hard Rock'un rock dünyasını domine ettiği dönemlerdi. Birden çok kanala yeni yeni alışmaya başladığımız bu dönemde rock gibi asi ve edepsiz müziklerin videolarını pek tercih etmiyordu televizyonlar.  Paper in Fire 'ın klibi ile TV'de denk gelip izlediğimde vurulmuştum. Neredeyse unutulmuş bir siyahi gettoda neredeyse unutulmuş, fakir ve birbirleri dışında pek de bir şeyleri olmayan bir grup insana kadınlı erkekli beyaz Amerikalı bir grup müzisyen müzik yapıyordu. Şarkı zaten şahaneydi ama asıl vurucu kısmı beyaz adamın yaptığı müziği beğenip kayıtsız kalmayarak onları tasdik edercesine şarkıyla dans eden o fakir siyahi mahallenin sakinleriydi. O yıllar, Mellencamp'in Bruce Springsteen kadar popüler olduğu zamanlardı. Mellencamp o zama...

Akıl Dışı Zamanlardan Gölge Kırallığına Dylanesk Bir 2023

Resim
Bu yazı 30.09.2023 tarihinde reportare.com adresinde yayınlanmıştır. Yazım hataları düzeltilmiş halidir. Bob Dylan için 2023 hızlı başlayan bir yıl. 82 yaşındaki Nobel ödülü almış ilk müzisyen, idol isim en son 2020'de Rough and Rowdy Ways ile yeni bestelerini yayınlamış, 2021'de ise Bootleg serisinin 16. katalog kaydı  The Bootleg Series Vol. 16: Springtime in New York 1980–1985 'u çıkarmıştı. Bu yıl ise önce Ocak ayının sonunda  The Bootleg Series Vol. 17: Fragments – Time Out of Mind Sessions (1996–1997) ile hem bootleg serisini genişletti. Ancak, inatçı ihtiyar bununla yetinmeyip bu yıl Haziran ayı içinde  Shadow Kingdom 'ı çıkardı.  Genelde bootleg ya da benzer arşiv kayıtlarını pek sevmesem de ve biraz da sevenlerinin etinden sütünden biraz daha yararlanalım diye çıkartıldıklarını düşünsem de Dylan gibi önemli figürlerin bu tür kayıtlarının piyasaya sürülmesinden memnunum. Zira, bu kayıtları tarihe bırakılan notlar gibi görüyorum. Bu tür arşiv kayıtlarda o ...

Öyle Bir Geçer Zaman Ki...

Resim
Bu yazı 21.08.2023 tarihinde reportare.com 'da yayınlanmıştır. Erkin Koray'ı canlı canlı ilk dinlediğim günü unutmam çok zor. Ankara'da bir spor salonunda (sanırım Cebeci'deki Siyasal Bilgiler salonuydu) binden fazla gencecik insan toplanmıştık. Karşımızda diz boyunda bir platformun üzerinden bir büyük 77 tuşlu klavye ve bir gitar vardı sadece. Yıllardır sesi soluğu çıkmamış Erkin Baba birazdan o daracık ve uyduruk platformun üzerine çıkacak ve müziğini yapacaktı. Ne ışıklar söndü, ne de bir taktim oldu. Erkin Koray, boyun askılı ve kalın camlı gözlükleri ile o platforma bir adımda zıplayıp gitarını eline aldı ve " Merhaba gençler " diyerek çalmaya başladı. Karşımızda aynı anda hem klavye hem gitar çalan, diğer yandan da şarkı söyleyen biri vardı. O güne kadar gördüğümüz her şeyden farklı, bambaşka bir şeydi bu. Müzikle az çok uğraşmış olanlar bilir ki bir enstrümanı çalarken şarkı söylemek başlı başına zor bir iştir. Bunu aynı anda birbirinden tamamen alakası...

Benzemez Kimse Size: Jeff Beck ve David Crosby'den Sinead O'Connor'a Müzikal Direnişin Dönüşümü

Resim
Bu yazı ilk olarak 11 Ağustos 2023 tarihinde reportare.com 'da yayınlanmıştır. Bu gözden geçirilmiş ve genişletilmiş halidir. 2023 müzik için iç acıtıcı ölümlerle başladı. Ocak ayında ardı ardına önce Jeff Beck , hemen ardından David Crosby 'nin ölüm haberleri düştü önüme. Deprem felaketinin ardından bir süre yas sessizliğine ihtiyaç olduğunu düşündüm. Bu yüzden, her ikisi için de yazmayı planladığım yazıyı sonraya ertelemiştim. Tam o yazıyı tekrar ele alacakken de bu kez Sinead O'Connor'un ölüm haberi geldi. Nothing Compares 2 U 'yu, biraz da Beck ve Crosby 'i de katarak, "Benzemez Kimse Size" olarak çevirmek ne kadar doğru bilmiyorum. Ancak her üçünün de benzersizliği ve ortaklaştığı noktaları bir arada bundan güzel anlatacak bir cümle de bulamadım. Her üç müzik insanı da dönemleri içinde farklı isimlerdi. Ancak, içinde yaşadığımız sistemin karşısında olmak, yanlış gördükleri şeylere karşı seslerini yükseltmek konusunda geri adım atmadılar. Jeff Bec...

Gözyaşlarımızı Bitti Mi Sandın?

Resim
Zamanın bizden bağımsız bir akışı, bizi umursamayan bir sürekliliği var. Tekrar yeni çıkan albümler ve müziklere yönelmiş, tam da bugüne dair bir yazı için albüm dinlemelerine devam ederken neredeyse üst üste gelen iki ölüm haberi bana bunu düşündürdü ister istemez. Önce Abdülkardir Elçioğlu'nun (eskilerin bildiği o meşhur lakabıyla Aptülica) blog'unda 70'ler Anadolu Rock'unun belki de en önemli davulcularından biri olan Hüseyin Sultanoğlu'nun ölüm haberini gördüm. Ardından da Özkan Uğur'un ölüm haberi geldi.  Özkan Uğur'un ölümü onu sadece MFÖ ile tanıyan milyonlarca orta yaşlı için 80'lerin, kendisiyle oyuncu olarak tanıyan daha genç kuşağın ise 90'lar ve 2000'lerin başının bitişinin haberi gibiydi. Ancak, bu iki ölüm benim için sadece 80'lerin ve sonrasının ölümü değil 70'lerdeki Anadolu Rock rüzgarının da son temsilcilerinden ikisinin daha bu dünyayı terk ederek bizi yalnız bırakması demekti. Bugünün yeni çıkan o albümlerini dinlerken...

70'lerin Ölümü - Kaybolan Kanto, Susan Keman

Resim
Bu ülkenin belki de en zor zamanlarıydı 70'ler. Yüzyılın ilk çeyreğinin sonlarında fakirlik, kan ve savaşla kurulmuş bu genç sayılabilecek cumhuriyetin yine fakirlik ve kanla imtihana çekildiği, belki de o cumhuriyetin son gerçek zamanlarıydı. Her ne kadar radyo artık her eve girmiş, musiki ve türküler akşam 7 ajansı ile birlikte sadece ev ahalilerinin değil çay bahçelerinin, kahvehanelerin, berberlerin, bakkalların ve dahi bilumum mekanın yaşamında bir parça idiyse de artık bir rakibi de vardı. Televizyon yavaş yavaş evlere girmeye, binaların çatılarında antenler gözükmeye başlamıştı. Tabii ki o zamanın televizyonu bırakın dijitalleşmeyi, çok kanalı daha renkli bile değildi. Tıpkı bir okulun açılışı gibi İstiklal Marşı ile açılıp İstiklal Marşı ile biter ve en sonunda " Televizyonlarınızı kapatmayı unutmayın " diye bize son öğüdünü de verip yayınını sonlandırırdı.  İşte bu siyah-beyaz, didaktik ekranın bir ciddi bir de eğlenceli kadını ara ara kendilerini gösterirdi. Cid...

Kraliçe'nin Ölümü

Resim
Bu yazı 6 Haziran 2023 tarihinde reportare.com 'da yayınlanmıştır. Sanırım ortaokulun ilk yılıydı. Pop müzik evreninden sıkılıp rock müziğin evrenine yolculuğa çıktığım, yüzümde daha ergenlik sivilcelerinin bile çıkıp çıkmamaya karar veremediği, sesimin gittikçe kargalaşıp hormonların kıpırdanışını yeni yeni hissettiğim zamanlardı TV'de ilk kez karşılaştığımızda. İnce askılı, derin göğüs dekolteli, bacaklarını tamamen ortaya çıkartan püsküllü ve derin yırtmaçlı eteğiyle seksi ve parlak kıyafeti, aynı parlaklıktaki ince topuklu ayakkabıları, aslan yelesi gibi kabartılmış sarı/siyah saçları ve kıpkırmızı rujuna rağmen orta yaşlarına geldiği belli olan ama tüm enerjisi ve gücüyle dans eden, şarkı söyleyen siyahi bu kadın Tina Turner'ın ta kendisiydi. Sıkılarak uzaklaşmakta olduğum pop ile yavaş yavaş ısındığım rock müzik arasında o zamanlar adını bile duymamış olduğum gospel ve blues'u da barındıran vokaliyle şarkısını söylüyordu. Şarkıdan ziyade o donuk TV ekranından bile...